Teorik kadın dergisi niçin bir ihtiyaçtır
2008 yılı güzünde, yayın hayatına başlarken ilk satırlarında bu soruyu soruyor ve bir teorik kadın dergisinin çıkış noktasının mutlaka “bir ihtiyacı yanıtlamak” olması gerektiğini vurguluyordu Sosyalist Kadın Dergisi.
O günden bugüne 20 sayıda 200’ü aşkın teorik analiz, deneyim aktarımı, araştırma-inceleme, öykü ve deneme yazısı ile kadın özgürlük mücadelesinin değişik konularını ele alan dergimizin “hangi ihtiyaca yanıt olmalıyız?” sorusuna o gün verdiği cevaplar, bugünkü tartışmamızın da başlangıç noktasını oluşturuyor.
Zira bir eylemin muhasebesini mutlaka, öncelikle kendi hedeflerinden başlayarak ve bu hedeflere ulaşıp ulaşmadığını saptayarak yapmalıyız. Ancak bu da sınırları olan bir çerçevedir, çünkü her büyük serüven, her eylem, kendi hedefleri yolunda ilerlerken, mutlaka, başlangıç noktasından daha ileri ufuklarla da karşılaşır. Saptanmış hedeflerine ulaştıkça yeni hedefler önüne koyar. Başlangıçta yalnızca bir niyet ve irade beyanı olan hedefler, eyleme döküldükçe somutlaşır, eylemciler genellikle gerçek potansiyellerinin de, başarmaları gerekenlerin de en başta düşündüklerinden daha fazla olduğunu keşfeder.
Sosyalist Kadın Dergisi serüveni de böyle olmuştur. Nihayet, bugünden geriye bakarak sorduğumuz soruyu, bugünden geleceğe bakarak da yanıtlamak görevimiz var: Sosyalist Kadın Dergisi, hangi ihtiyacı karşılamalıdır?
O halde, 20 sayılık serüvenimizin muhasebesine, birinci sayımızın başladığı yerden başlayalım…
Mücadelenin önünü, savaşçıların aklını aydınlatmak için teorik kadın dergisi
O tarihte Sosyalist Kadın’ın “teorik kadın dergisi niçin bir ihtiyaçtır?” sorusuna verdiği yanıtlardan ilki, sosyalist kadın hareketinin, politik mücadelesinin önünü teorik olarak aydınlatmaya bağlı hedeflerdir. Kendisini “uzun süredir kadın kurtuluş mücadelesinin bir tarafı olarak ortaya koyan ”, “kadın hareketinin mevcut düzeyinde anlamlı bir güç” olan ve çok sayıda kadını “kadın kurtuluş mücadelesi bağlamında tarihsel bilgi, teorik ve entelektüel birikim ve pratik deneyim kazanarak” yetiştirmiş, kadrolaştırmış olan sosyalist kadın hareketinin sınırlarını aşarak daha ileri hamleler yapmasını sağlamak üzere, “sosyalist öncünün safları arasında teorik açıklığın, ideolojik kararlılığın ve politik duyarlılığın üst düzeye çıkartılması/ sıçratılması sorun ve ihtiyacı” kapsamındadır.
Bu görüş açısı, öncelikle, “kadın özgürlük politikasının sürekliliği için kadın özgürlük teorisinin sürekliliği” fikrini kapsar. Politik pratiğin sistemli biçimde yükseltilmesi için teorik-ideolojik çalışmanın sürekli biçimde toplumu, tarihi ve güncel sınıf ve cins mücadelelerini yeniden ve yeni gelişmeler ışığında analiz ederek görevler soyutlaması, yürünmesi gereken hattı, kavranması gereken halkaları belirlemesi, başkaca politik mücadelelerin deneyimlerini ve bunlardan çıkan sonuçları gündemleştirerek güncel mücadelelerin hizmetine sunması, öz deneyimleri değerlendirerek kazanımları, üzerine basılarak ilerlenmesi gereken başarıları, geride bırakılması gereken hata ve eksikleri aydınlatması gerekir. Politik çalışmanın üç ana unsuru olan ajitasyon-propaganda-örgüt üçlüsünün propaganda ayağının dolaysız bir aracının oluşturulması, bu yazılı propaganda aracının sözlü propaganda çalışmalarında da rehber edinilmesi gerekir.
Kısacası, ne Sosyalist Kadın Dergisi ne de kadın özgürlük sorunu eksenindeki teorik çalışma, kendi başına bir amaç değildir.
Sosyalist Kadın Dergisi, yayın yaşamı boyunca var oluş amacına sıkıca bağlı kalmıştır. Ve rahatlıkla söyleyebiliriz ki, dergimiz, sosyalist kadın hareketinde politik sürekliliği sağlamada ve politik mücadelenin yolunu aydınlatmada kendi rolünü oynamış ve oynamaktadır.
Elbette, teorik süreklilik, politik süreklilik için gerekli olmakla birlikte, bir ve aynı değildir. Teorik çalışmanın özneleri ve araçları ile politik çalışmanın özneleri ve araçları, bir kesim kümesine sahip olsa da bir ve aynı değildir. Bu nedenle sosyalist Kadın, politik çalışmada sürekliliğin güvencesi olmamış, ancak zorlayıcı ve ileri itici bir kuvveti olmuştur. Dolayısıyla, politik çalışma kendine özgü kesintilerle ilerlemiş ve bunun, teorik çalışmaya da olumsuz etkileri olmuştur. Gerek yayın periyodu, gerekse yayın kapsamı, içeriği ve niteliği bakımından Sosyalist Kadın’ın da inişleri ve çıkışları olmuştur.
Bunlarla birlikte, Sosyalist Kadın’ın, sosyalist kadın hareketinde politik sürekliliğin sağlanması ve politik mücadelenin yolunun aydınlatılması bakımından rolünü oynadığını teslim etmeliyiz. Bu rolün somut içeriği nedir?
Dergimiz, daha genel teorik konuları olduğu kadar ve daha da fazla, güncel politik mücadelelerle bağlı konuları gündemine çekmiş ve iki eksende, mücadele içerindeki kadınların önüne perspektifler sunmuştur.
Birincisi, seçimlerden işçi grevlerine, emperyalist işgaller ve sömürgeci savaşlardan öğrenci hareketine dek toplumsal mücadelenin değişik gündemlerinde, kadın müdahalesinin yönünü, kadın eyleminin içeriğini ve kapsamını aydınlatmaya yönelik çalışmalardır.
İkincisi, kadına yönelik şiddetten beden politikalarına, ev içi emekten kadın işçilerin sorun ve taleplerine de, özel olarak cins mücadelesi eksenindeki politik gündemleri teorik açıdan ele alma ve analiz çabalarıdır.
Yine, kadın örgütlenmesinin taktik ve stratejik biçimlerini, gerek dünyadan, Türkiye ve Kürdistan’dan deneyim aktarımlarıyla, gerek sosyalist kadın hareketinin tarihsel ve güncel örgüt biçimlerinin analizi ve kavratma yazılarıyla, kadınların örgütlenme sorunlarını ele almış ve derinleştirmeye, teorik bakımdan aydınlatmaya çalışmıştır.
Erkek egemenliğiyle gerek toplumsal bazda, gerekse de emekçi sol saflarda ve bizzat komünist öncünün saflarında teorik, ideolojik ve politik mücadelenin yöntemi ve konularını gündemine çekmiştir. Komünist saflarda kadın özgürlüğünün genel kabulünden, kadın örgütlenmesi, kadın özgürlük mücadelesinin çeşitli pratik deneyimlerinin tanımlanması, beden politikaları, cinsel sömürünün somut görünümleri ve bunlar kapsamındaki somut politik mücadeleler gibi sayısız konuda somut ve güncel politik düzleme inildiğinde hemen kendisini gösteren erkek egemen ilgisizlik ve direnişle mücadelede yol gösterici teorik analizler yapmıştır.
Ev içi emek, beden politikaları, özsavunma, LGBTİ kurtuluşu gibi konuların, sosyalist saflarda çözümlenmesini değilse de gündemleşmesini sağlamış, öncünün dikkatini, yıllardır kadın özgürlük hareketinin gündeminde haklı ve doğru biçimde önemli bir yer işgal etmesine rağmen emekçi solun ilgi ve dikkatinden uzakta kalmış temel bazı teorik sorunlara yöneltmesini sağlamıştır. Kuşkusuz bunlar, bu zeminlerde politika üretilmesinin önündeki geleneksel tıkanıklıkların önünün açılması bakımından değerli girişimlerdir ve daha güçlü karşılıklar üretilmesi için çıkış noktaları olmuştur.
Hasılı, ilk sayımızda, Marx’ın “Filozoflar dünyayı yalnızca değişik biçimlerde yorumladılar, sorun onu değiştirmektir ” sözlerine atıfta bulunarak, aydınlanmayı, özelde de sosyalist kadın aydınlanmasını, sadece gerçekliği anlamak, açıklamak, gerçeğin bilgisine ulaşmak, bilgi sahibi olmakla değil, değiştirme eyleminin zorunluluğuyla birlikte, bütünlüklü tanımlayışımız, dergimizin yayın çizgisinde karşılığını güçlü biçimde bulmuştur.
Sosyalist kadın hareketinin teorik-ideolojik hegemonyası için teorik kadın dergisi
Sosyalist Kadın Dergisi yayın yaşamına başladığında varlık nedenlerini ortaya koyarken neden teorik kadın dergisi sorusuna verdiği ikinci bir yanıtsa şuydu: “Kadın kurtuluş mücadelesinde anlamlı bir güç ve bir eğilim olarak kendini ortaya koyan sosyalist kadın hareketi, kadın hareketi içerisinde etkin teorik-ideolojik bir mihrak olarak öne çıkamamıştır. Sosyalist kadın hareketinin mevcut düzeyini aşma iddiası, aynı zamanda kadın kurtuluş mücadelesinde etkin bir teorik-ideolojik mihrak, bir düşünsel hegemonya gücü olarak kendini organize etmesiyle de bağlıdır. Sosyalist kadın hareketi, çok somut olarak, tarif edilmiş ve tanımlanmış olarak etkin bir teorik-ideolojik mihrak, bir hegemonya gücü olmayı hedeflemelidir.”
Sosyalist Kadın Dergisi, kuşkusuz ki, politik mücadelenin önünü aydınlatma ve sosyalist kadın öncünün aklını ve eylemini aydınlatma yolundaki her çabasıyla, bu hedefe de hizmet etmiştir. Sosyalist Kadın Dergisi yayınlandığı dönem boyunca, kadın hareketinin bütünü bakımından da bir referans kaynağı olmuştur.
Ne var ki, komünist hareketin tarihinde cins mücadelesi ve kadın özgürlük sorunuyla ilgili teorik ve politik çalışmaların ilerletilmesi görevlerinin ihmal edildiği uzunca bir kopukluk dönemi mevcuttur. Özellikle de 60’lı yıllardan itibaren kadın özgürlük mücadelesinin önemli teorik sorunları üzerinde çalışan, esasen feminist hareket olmuştur. Dahası, teorik bakımdan atıl kalınan on yıllar boyunca sınıf mücadelesinde ve cins mücadelesinde sayısız yeni gelişme, sayısız yeni gündemi, soruyu, sorunu, aydınlatılmak üzere kadın özgürlük mücadelesinin gündemine taşımıştır. Bu nedenle, Sosyalist Kadın Dergisi’nin etkin bir teorik-ideolojik mihrak olarak öne çıkmasında alınan yol henüz sınırlıdır.
“Teorik-ideolojik mihrak olmak”, her şeyden önce, haliyle, sosyalist kadınlar için bir odak olmayı kapsıyordu. Bir sonraki başlıkta daha ayrıntılı tartışacağımız gibi, sosyalist kadınlar bakımından gerçekten de bir odak olmuş, toplam bir ideolojik şekillenişin, kolektif bir gelişim ve bütünleşmenin kurucu/yönetici merkezine dönüşmüştür.
İdeolojik-teorik odaklaşma bakımından belirgin bir ilerleme de, emekçi sol saflarda kadın özgürlük sorununun ele alınış tarzına etkide bulunma, bu ilişkiyi değişime zorlama olarak ortaya çıkmıştır. Emekçi sol saflarda (ve aynı zamanda bizzat sosyalist öncünün kendi saflarında da) erkek egemen görüş açısının teoride ve politikadaki çok çeşitli yansımalarıyla sistematik bir mücadele yürütmüştür dergimiz. Bu çalışmalarıyla emekçi sol saflarda kadın özgürlüğü adına argümanlar, kavramlar üreten, politikayı yönlendiren gerçek bir ideolojik- teorik merkez olarak, emekçi sol hareketin durumuna somut değiştirici/sürükle- yici etkide de bulunmuştur. Değişimi zorlamış ve kazanımlar sağlamıştır. Kuşkusuz ki dergimiz bunu tek başına teorik kulvardan değil, onun teorik faaliyetinin, teorik ve ideolojik etkisinin taşıyıcısı olan güçlü bir politik pratik var olduğu için başarabilmiş, emekçi sol saflarda erkek egemen yaklaşımlarda önemli kırılmalar, gedikler yaratmıştır.
Kadın hareketinin toplamı bakımındansa başarılar daha sınırlıdır.
Politik analizler bakımından, sosyalist kadınların politik pratiğinin taşıyıcısı olduğu bir etki alanı vardır.
Gerek kadın devrimi fikri ve pratiğinin soyutlanması, aydınlatılması, buna uygun kavramsal karşılıkların üretilmesi veya güncellenmesi yoluyla, gerek Rojava devrimi başta olmak üzere kadın hareketinin deneyim ve kazanımlarının görünürleştirilmesi, soyutlanması yoluyla bir etki alanı vardır.
Yine, ideoloji ve ideolojik etki değerlerle örülür. Bu anlamda dergimiz, kadın özgürlük mücadelesinin değerler sisteminin somutlaştırılması, sosyalist kadınların geleneksel kadınlıkla mücadelesinin konularının aydınlatılması, ama en çok da, özgür kadın kimliğinin, kadın sevgisinin, cins bilincinin, kadın devriminin değerlerinin somutlaştığı ölümsüzleşmiş kadın sosyalistlerin yaşam ve mücadele deneylerinin özgün analizi ve kadın devrimcilerle olduğu kadar, herhangi bir ideolojik zeminde kadın özgürlüğü için mücadele edenlerle buluşturulması bakımından da ideolojik kurucu çalışmalar yapmıştır.
Bununla birlikte, “sosyalist kadın hareketinin, kadın hareketi içerisinde etkin teorik-ideolojik bir mihrak olarak öne çıkması” için yürünecek epeyce bir yol var. Kadın özgürlük mücadelesinin bütün temel konularında teorik temellerin yeniden ve daha kapsamlı aydınlatılması için, feminist hareketin teorik birikiminin devrimci eleştirisi, onun en ileri yönleriyle sahiplenilerek içerilip aşılması, sosyalist hareketin bugüne dek ilgisiz kaldığı, erkek egemenliğinin sömürü ve baskı mekanizmalarının sosyalist görüş açısıyla kapsamlı biçimde aydınlatılması ve yaşanmış sosyalizm deneylerinden, kadın devriminin gelecekteki gelişiminin hangi yoldan ilerlemesi gerektiğine dair derslerin ve deneyimlerin zenginleştirilmesi de dahil olmak üzere, önümüzde epeyce kapsamlı teorik görevler bulunuyor.
Denilebilir ki, Sosyalist Kadın Dergisi, sosyalist kadınların ideolo- jik-teorik gelişim ihtiyaçlarına güçlü bir yanıt vermiştir ve bu nedenle de onlar için bir ideolojik-teorik odak olmuştur. Emekçi sol safların bütünü bakımından ideolojik-teorik gelişim ihtiyaçlarına anlamlı bir yanıt vermiştir ve bu nedenle de onlar için de bir ideolojik-teorik odak olmuştur. Ancak kadın hareketinin bütünü bakımından, henüz bir ideolojik-teorik odak haline gelememişse, hiç eğip bükmeden, bu hareketin gelişim ihtiyaçlarını yanıtlamanın gerisinde olduğumuzu, onun gündemleriyle buluşmada, ama daha önemlisi bu gündemlere, güçlü bir politik müdahalenin eşlik ettiği kapsamlı teorik analizlerle yanıt vermede yeterli düzeye gelemediğini belirtmemiz gerekir.
Kadrolaşma çalışmasında teorik kadın dergisi
Gelelim Sosyalist Kadın Dergisi’nin hedef kitlesini tanımlamasına ve bu hedef kitleyle ilişkisine. Birinci sayımızda bu konuda şunları söylüyorduk:
“Sosyalist kadın hareketinin teorik temellerinin yeniden ve daha kapsamlı aydınlatılması ve keza aynı anlamda olmak üzere bizzat sosyalist öncünün aydınlanması ihtiyacı vardır. ”
“Sosyalist Kadın Aydınlanması, ‘kadın aydınlanmasını’ da kapsar. (…) Ancak “Sosyalist Kadın Aydınlanması” (…) özel olarak sosyalist kadının, devrimci kadın bilincin aydınlanmasını kapsar ve vurgular. ”
“Kadın dergisinin hedefi en başta aktivist, sempatizan ya da kadro-sosyalist kadınlardır… Devrimci, ilerici akımların saflarındaki kadınlar, keza mücadele içerisindeki emekçi Kürt kadınları hedef kitlenin temel oluşturucu bileşenleridir, işçi ve emekçi memur sendikalarında örgütlenen kadınlar, uyanmakta ve mücadeleye yönelmekte olan kadınlar hedef kitlenin diğer bir oluşturucu bileşenidir…”
“Sosyalist erkeklerin, erkek devrimcilerin aydınlanması acil yakıcı bir ihtiyaçtır. Bu, kadın dergisinin ve aydınlatma çalışmasının bir yan ürünü olacaktır. Elbette sosyalist erkekler, erkek devrimciler de dergiyi okuyacaktır, ama teori dergisinin tarif edilen, tanımlanan kitlesi öyle kalır. ”
Özetle, dergimizin hedef kitlesi, en başta, sosyalist kadınlardır. Emekçi sol hareketin, kadın hareketinin ve Kürt hareketinin saflarındaki kadınlar ve değişik kitle örgütlerinde veya örgütsüz olarak mücadele eden kadınlarsa hedef kitlemizin diğer oluşturucu bileşenleridir. Devrimci erkeklerin aydınlatılması ise bunun dolaysız bir hedefi değil, dolaylı bir ürünü olarak gelişecektir.
Sosyalist kadınların aydınlanmasını birinci hedefi olarak belirleyen bu yaklaşım açısından dergimizin kendi rolünü oynadığını (ve oynamaya devam edeceğini!) belirtmiştik. Bu, teorik kadın dergisini, sosyalist kadın hareketi içerisinde kadın kadrolaşmasının temel bir aracı olarak gördüğümüz anlamına geliyordu.
Öncelikle söylemeliyiz ki, dergimiz kendi tarihinde bu hedef kitleden dönemsel veya kısmi sapmalar göstermiştir. Sosyalist Kadın’ın, sosyalist kadınların politik mücadelesinin yolunu aydınlatan bir araç olması, dolaysızca bir politik çalışma aracı olması anlamına gelmez. Kuşkusuz ki politik çalışmanın propaganda ayağının dolaysız bir aracıdır. Ancak görevi bununla sınırlı olmadığı gibi, bir ajitasyon çalışması aracı da değildir. Kuşkusuz ki, dergi geniş bir kitleye taşınmalıdır. Ancak zaman zaman dergimiz, sosyalist kadın hareketinin genel politik mücadelesinin eksikleri ve ihtiyaçlarına bağlı olarak, bir kitle çalışması aracı rolü oynamış, bu bakımdan doğan boşlukları doldurmaya yönelmiş, okurlarının beklentisi, bu kapsamdaki ihtiyaçların basıncıyla, “kitle ajitasyonu dergisi” düzlemine inebilmiştir.
Elbette Sosyalist Kadın, kendisini her şeyden önce, kadınların politik mücadelesi ile bağlı tanımlayan bir dergi olduğuna göre, dönem dönem bu boşluğu doldurmaya yönelmesi devrimci bir tutumdur. Ancak devrimci niyet, başarılı sonuçlar için yeterli değildir. Öte yandan bu yönelimler dönemsel ve geçici olmuştur. Bununla birlikte, Sosyalist Kadın okurları ve yazarlarının, derginin işlevinin ne olması gerektiği, hangi ihtiyacı karşılamanın aracı olması gerektiği, hasılı, bu dergiden ne beklenmesi gerektiği konusunda amaç açıklığına sahip olması önemlidir ki, araçla etkin ve etkili bir ilişki kurulabilsin.
Teorik kadın dergisi, hedef kitlesinin aydınlatılmasına birkaç düzeyden etki eder.
Öncelikle, sosyalist kadınların teorik bakımdan “kurucu çalışmasının” bir aracı olarak işlev kazanır. Yani, kadrolaşma çalışmalarının aracı olmaktan, sosyalist kadınların öncünün en ileri düzeyine çekilmesini, en ileri görüşleriyle donatılmasını sağlamaktan, daha geniş halkadaki mücadeleci kadın kesimlerine etkide bulunmaktan önce, bu ileri fikirlerin “oluşturulmasının” aracı olmalıdır. Öncünün aklını aydınlatma görevinin birinci halkası budur. Bu mutlaka, belirli bir ideolojik-teorik birikimin toplamda oluşmasını, fikir üretimini ve belli bir nicelikte kadın yoldaşın/ dergimiz yazarının bu birikimle donanmasını içerir.
İkincisi, bu fikirlerin sosyalist kadın hareketinin toplam kadro potansiyeliyle (aktivist, sempatizan ya da kadro) buluşturulmasıdır. Bu, derginin, eğitim ve propaganda çalışmalarında etkin biçimde kullanılmasını gerektirir. Propaganda çalışmalarını yürütecek yoldaşların dergiden yararlanarak kendilerini eğitmesi de bunun içindedir. Okuma, okutma ve eğitim ve tartışma toplantıları ve sohbetler yoluyla aydınlatma çalışmasının dolaysız bir uzantısı da kuşkusuz, bu görüş açısı çerçevesinde eyleme geçmek, bu çizgide politik mücadeleyi geliştirmektir.
Üçüncü halka, gerek bizzat derginin, gerekse içerdiği görüşlerin değişik emekçi sol çevrelerden ya da örgütsüz, mücadele içerisindeki kadınlara taşınmasıdır.
Sosyalist Kadın Dergisi’nin içeriğini, konularını, kapsamını ve düzeyini/dilini belirleyen de bu hedefler olmalıdır.
Buradan kadrolaşma çalışması konusuna geçerek belirtebiliriz ki, dergimiz gerek politik mücadeleye dair analizleri, gerek kadın özgürlük sorununa dair daha genel kapsamlı teorik çalışmaları, gerekse de ideolojik yazıları ile bu konuda çok temel bir işlev görmüştür.
Sosyalist kadınların, kendilerini kadın devriminin kadroları olarak kurmak üzere, “devrimi kendinden başlatma” olarak özetlenebilecek iç tartışmaları için de bir kürsü rolü oynamış, kendisini tartışmaya açan kadın yoldaşların deneyim ve görüş açılarının sesi olmuş ve sosyalist kadınlar arasında kopuş ve ileri sıçramaların etkileşimine aracılık ederek, öncünün en ileri düzeyinin yaygınlaşmasını sağlamıştır.
Yine, serüvenimize başlarken varlık nedenlerimiz arasında saydığımız bir konu da şuydu: “Sosyalist kadın hareketinin önündeki zorlu görevlerin üstesinden gelebilmesi için kendi gücüne-özgücüne güven kazanması da oldukça önemlidir. Teorik dergi aynı zamanda bu güveni kazandırmanın da bir aracıdır…” Dergimiz, kadınları, “ne yaptığımızı, ne istediğimizi ve hangi yoldan ilerleyeceğimizi biliyoruz” fikri ve duygusuyla donatmış ve özgüven kazandırmıştır.
Sosyalist kadınların, genel olarak teorik çalışmada deney ve birikim elde etmesinin, iddialı bir şekilleniş oluşturmasının yanı sıra ve daha da önemlisi, kadın özgürlük sorununa dair teorik üretim görevinin esas sahibi haline getirmiştir.
Yine, kadın tarih okumalarıyla, tarihsel ve güncel mücadeleye deneyimlerinin aktarımıyla ve kadın önderlerin ve savaşçıların yaşamlarına dair analizlerle, genelde kadın cinsinin, özelde sosyalist kadınların birikimini ve kazanımlarını görünür hale getirmesi de, kadının özgücüne güven kazanması kapsamında işlevli olmuştur.
Kadın kadrolaşmasında, bütün bu yönleriyle bir kolektif eğitici, propagandacı olarak özsel bir rol oynamıştır.
Sosyalist Kadın Dergisi, çifte sömürü ve çifte mücadele altındaki kadınlara, bir çifte teorik gelişim, çifte aydınlanma zemini sağlamış, kadın özgürlüğünün hayat konularının, emekçi solun ve özelde de komünist öncünün genel teorik gelişimi içerisinde yer bulabildiği ölçüde değil, özerk ve kendi ihtiyaçlarına uygun düzeyde ayrı bir kanaldan ilerlemesini sağlamıştır.
Sosyalist Kadın Dergisi’nin okur-yazarları diyalektiği ve güncel hedefler
Sosyalist Kadın Dergisi, yola çıkarken, teorik üretimin özneleri bakımından hedefleri ve öngörülerini “…Başlangıçta çok sayıda yazarla değil, ama çok sayıda yazar adayıyla yola çıkma hedefindeyiz. ‘Yazar ’ ve ‘yazar adayı’ndan söz edebilmek için kadın sorununun tarihi, teorik-entelektüel düzleminde belli bir birikim, bir yönelim, kadın sorununun teorik-düşünsel bağlamında bir iddia sahibi olmak gerekir. Evet, yazarlar yetiştirmesi bu aracın görevleri arasındadır. Ama bir teorik-ideolojik mihrak olabilmek için belli bir düzeyin tutturulması ve korunması elzemdir. Bir yandan çok sayıda yazar adayı ile çalışmak, ‘yazar yetiştirmek ’ ama aynı zamanda belli bir teorik düzeyi tutturmak ve korumak, bu paradoksun yaratacağı bir gerilim yaşanacaktır” biçiminde özetliyordu.
Gerçekten de öyle oldu! Dergimiz, yayın hayatı boyunca, yeni yazarlarla buluşma-yazar yetiştirme (aynı anlama gelmek üzere, sosyalist kadın hareketinin teorik-politik üretim adına iddialı kadrolarını yetiştirme) görevi ile belirli bir teorik düzeyi tutturma ihtiyacı arasındaki gerilimi sürekli yaşamıştır. Bu, devrimci bir gerilimdir, ancak yine de sosyalist kadınların önüne, teoriyle ve teorik üretimle ilişkilerini ve iddialarını sorgulama görevi koyar.
Gelinen noktada, “adaylık” dönemini geride bırakan, dergimizin düzenli yazarları haline gelen çok sayıda yoldaş var. Bu bir kazanımdır. Yine yeni yazarlarımız ve yazar adayı olabilecek çok sayıda kadın yoldaşımız var.
Dünden farklı olarak bugün, yazarlar konusunda, nitel gelişimin sorunlarını daha fazla öne çekmemiz gerekiyor. Teorik bir kadın dergisi bakımından, “yeni yazarlar” yetiştirmek görevi daima elzemdir ve böyle de kalacaktır. Bununla birlikte, çıkış aşamasında kolektif bir deneyim hazinemiz oluşmamışken, yaklaşık 9 yıllık bir yayın hayatının ardından, yazma ve yazarlıkla ilişki bakımından nitel gelişim ihtiyaçlarına dair bazı temel başlıklar ortaya çıkıyor.
Önümüzdeki dönem bakımından, dergimizin gelişimi açısından elzem konulardan biri, yazar ve yazar adaylarımızın, genel Marksist formasyonunu yükseltme sorununa özel dikkat göstermesidir. Marksizmin temel klasiklerini okumak ve kadın özgürlük mücadelesinin politik ve teorik sorunlarını ele alışta yöntem ve bakış açısını bu şekilde derinleştirme görevi, dergimizin gerçek bir nitel gelişim ihtiyacı.
Yine, kadın yoldaşların, henüz böyle özgün bir birikime sahip değilken, “yazma iddiası geliştirmek” ve “yazma iradesi sergilemek” görevlerini öne çekmesi kaçınılmazdı. Ki bu, ihtiyaç ve görev halen ortadadır. Bununla birlikte, kolektif deneyimimiz bize, her şeyden önce yazma iradesi ve iddiası göstermenin yanı sıra, daha yüksek bir nitelik elde etmek için “yazmaya emek verme” sorununu da daha fazla öne almamızı söylüyor. Kadınların yazmada ve teorik üretimde tutuk tarihi, dün yazmak için yazmanın”, “yazmayı başarmanın” başlı başına çok özsel olduğunu anlatıyordu ve özellikle de yeni yazarlar bakımından çıkış noktasıydı. Bugün, yazmada derinleşmek, yazma işine gerektiği kadar zaman ve emek ayırmak, “bir sorunu çözmek için”, “bir sorunda belirli bir miktarda somut değişim elde etmek” için yazmak sorununa dikkatleri daha fazla yöneltmek gerekiyor.
Yeni yazarların yetiştirilmesi ihtiyacımız ve görevlerimiz, herkesten önce genç kadın sosyalistlere bir çağrıdır. Gençliğin, kadın özgürlük mücadelesine özgün olarak katması gereken özelliklerden biri budur.
Yeri gelmişken, yayına başlama iradesi de dahil olmak üzere 20 sayılık serüveninde Sosyalist Kadın’a belirleyici katkıyı sunan tutsak sosyalist kadınları da kadın yoldaşlığımızın en güçlü kucaklamalarıyla selamlayalım. Tutsak kadınlar, teorik-ideolojik üretimin başından beri hayati damarını oluşturdular. Bundan sonra da tutsak yazarlarımızın olduğu gibi, henüz dergimize yazmamış sosyalist kadın tutsakların da katkılarını heyecanla bekliyor, yoldaşların da dikkatlerini nitelik gelişim sorunlarına yöneltmesini umuyoruz.
Yine, okurlarımızdan da, “aktif okurlar” olarak konumlanmalarını, yazınsal katkılarını olduğu gibi, dergimizin propaganda çalışmalarında daha etkin kullanılması pratiklerini sergilemelerini bekliyoruz.
Bugünden ileriye: Teorik kadın dergisi hangi ihtiyaçları yanıtlayarak yürümeli?
Komünist öncünün teorik gelişiminin en çarpıcı biçimde kendini gösterdiği alanlardan biri kadın özgürlük mücadelesi olageldi.
Gelinen noktada, kadın özgürlük mücadelesinin tek tek konularında olduğu gibi, toplamında da önemli bir gelişim sağlandığı, sosyalist kadın hareketinin bu teorik-ideolojik gelişimde Sosyalist Kadın Dergisi’nin belirleyici bir rol oynadığı aşikar. Bu anlamda, “neden teorik kadın dergisi” sorusunu gerçek bir ihtiyacı karşılayarak yanıtlamış ve tarihten varlık hakkını koparıp almıştır. Dergimizin varlığı, yayınlandığı tarihsel kesitten çıkarılıp atıldığında büyük bir boşluğun oluşmuş olacağı gözle görülür durumda.
Toplamda, kadın devrimi fikri ve programı ekseninde gerek güncel politikanın yorumlanması, gerek kadın örgüt teorisinin hem öncü özneler hem de kitle örgütleri ekseninde geliştirilmesi, gerekse de, kadın mücadelesinin, toplumsal devrimin bir yedek kuvveti olarak değil bir oluşturucu öznesi olarak kavranması ve tanımlanması, bu gelişimin temel doğrultusunu, belkemiğini oluşturuyor.
Dergimiz, buradan ileri yürüyüşte de kadın özgürlük mücadelesinin ihtiyaçlarını yanıtlayacak ve hem yayına başladığı tarihte saptadığı hedeflere ulaşacak hem de yeni hedeflerle, kadın devriminin ve kadının politik-teorik-ideolojik önderleşmesinin temel sorunlarını aydınlatmayı sürdürecek.
Kadınların teoriyle zayıf ilişkilendikleri, hem bazı yönleriyle gerçeğe hem de başkaca yönleriyle bir ezbere tekabül ediyor. Sosyalist Kadın Dergisi hem bu gerçeği hem de bu ezberi bozarak yürüyecek.
Nihayet, SK yayın hayatına başladığında, bilincinde olduğu temel gerçeklerden biri de, teorik gelişimin, “sosyalist kadın aydınlanmasının” dinamikliği ve sürekliliği, yani bir bitiş noktasına, tamamlanmış ve mükemmel bir noktaya varamayacağı idi. Ele aldığı ve alacağı konuların tümünde, gerek yeni bir bilinç ve yöntem kazandığı ve gelişiminin yeni bir düzeyine ulaştığı her dönemeçte teorisini bütünde güncelleyerek, tarihi yeniden ve yeniden okuyarak, örgüt ve politika sorununa verilen karşılıklarda sürekli daha ilerisini arayarak ve gerekse de, mücadelenin gelişimi içerisinde sürekli ortaya çıkan yeni konuları ve sorunları ele alarak ilerlemesi gerektiğinin bilincindeydi.
Bugün de, “Komünist kadınların dünden öğrendiklerinin üzerine daha çok şey eklemeleri gerektiği ihtiyacını hareketin genel seyri göstermektedir”. Öyleyse, hem eski sorular ve sorunlarda yenilenerek hem de yeni sorular ve sorunları önümüze çekerek geleceğe yürüyelim!
* Bu makaledeki bütün alıntılar, Sosyalist Kadın’ın 1. sayısındaki “Editörden” ve “Sosyalist Kadın Aydınlanmasından Ne Anlıyoruz?” yazılarından yapılmıştır.